Çark enerjisi destekli sakin güç hukuku
Siyasetin zor bir iş olduğunu, sabır ve hoşgörünün azamisini gerektirdiğini anlamak için biraz empati yapmak yeterli olur her halde. Sosyal ve siyasal gelişmeleri yakından takip etme gayretindeki bir birey olarak; özellikle kaybetme psikolojisinin etkisiyle ihtirasları akıllarının önüne geçen ana ve yavru muhalefetin gün geçtikçe kabalaşan ve çirkinleşen üslubunun muhataplarının yüksek tahammül seviyelerine sahip olması kırıp-dökmemek için elzem görünüyor. Bu çirkin üslupla karşılaşanların gösterdikleri olgunluk ve anlayışı hayretle karşılamıyor değilim. Ben olsaydım, anladıkları dilden cevap vermesem rahat edemezdim sanırım.
Referandum sonrası gecikmiş bir yazı
Bildiğiniz gibi kısa bir zaman önce bir referandum süreci yaşadık. Kabulü halinde Türkiye’nin geleceği için büyük adımların atılmasını, önemli ilerlemelerin gerçekleşmesini sağlayacak olan bu referandum öncesi bütün siyasi partiler, sivil toplum örgütleri, ünlüler, ünsüzler, yeniler, eskiler taraflarını net bir şekilde belli etti. Artılarıyla, eksileriyle, sevaplarıyla, günahlarıyla geçen bu sürecin sonunda hayırlı bir “EVET”in çıkmasının meyvelerini kısa ve orta vadede alacağımız ve uzun vadeye güçlü bir ülke olarak gireceğimiz kuşkusuz.
Referandum: Ne nedir, ne değildir?
Birçok kişi 12 Eylül’de yapılacak referandumda neye “Evet” veya neye “Hayır” diyeceği hakkında pek bilgi sahibi değil. Her ne kadar değişikliklerin neler getireceğini anlatan birçok yazar ve site olsa da “Çeşit iyidir” düşüncesiyle ben de dilimin döndüğü, kalemimin yazdığı karıyla yapılan değişiklikleri anlatmaya çalışayım.
Ekonomi doktorundan hesap kitap tüyoları
Geçenlerde zaman öldürücü sosyal ağ sitelerinden FriendFeed’de dolaşırken bir videoya denk geldim. Siyasi parti liderlerinin en karizmatiği olan ve ekonomi üzerine doktorası bile bulunan Devlet Bahçeli, 2009 seçimleri öncesi bir mitingde konuşurken 2009 yılının MHP’nin 40. kuruluş yıldönümü olması hasebiyle aynı zamanda da iktidar olacaklarına olan inancını hesap – kitap ile kuvvetlendiren bir formül açıklıyor.
Genelkurmay’dan basınımıza askerlik dersleri
Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ’un geçen hafta yaptığı ve medya leşkerlerinin en üst düzeyde (utanmasalar patronaj düzeyinde katılacaklardı) katılım ve ilgi gösterdiği basın toplantısı neresinden bakarsanız bakın hayli ilginçti. Eline alarak basın mensuplarına gösterip özelliklerini sıraladığı LAW silahı ve açıkladığı askeri tabirler ile (pembe teskere, eksik organ gibi gerekçelerle askerlikten muaf gazetecilerimizin cahilliklerini gidermek için yapılmış bir eylem olsa gerek) güzide basınımıza askerlik konusunda epey bilgi verdi.
Bu ne miting, bu ne banka satışı!
Sahip olduğu güç ve yetkinin ellerinden kayıp gideceğini gören elit azınlığın tertipleyip ekseriyetle duyguları sömürülen halkın ve zoraki direktiflerle üniversite öğrencilerinin kalabalıklaştırdığı sözde Cumhuriyet mitinglerine geçen hafta sonu bir tanesi daha eklendi.
Oyuncakları elinden alınan çocuğun ihtirası
Hepimiz çocukluk döneminden geçtik bu günlere gelebilmek için. Ve yine hepimiz diğer çocuklarla oyunlar oynadık sokaklarda. Bu oyunlar esnasında yeri geldi sevindik, yeri geldi kavga ettik, yeri geldi düşüp üstümüzü-başımızı kirlettik. Ama bunların içinde unutamadığımız, ne kadar büyüsek de hafızamızın bir köşesinde hala yer bulan ender durumlar vardır: kaybettiğimiz, sopa yediğimiz zamanlar.
Alternatif Öğrenci Seçme Sınavı (ÖSS) Soruları
Üniversite okumayı hemen hemen her genç aldığı diploma ile iyi bir şirkette iyi bir konuma sahip olmak, iyi para kazanıp müreffeh bir hayat sürmek için hayal eder. Bunun için de artık ÖSS dedikleri (eskiden ÖSS: Öğrenci Seçme Sınavı ve ÖYS: Öğrenci Yerleştirme Sınavı olmak üzere iki aşamalıydı) çetin bir sınavdan belirli bir puan alabilmek için var gücüyle çalışır.
Dört Cem Uzan çıktı meydane…
Seçim vakti yaklaştıkça siyasi partiler halktan oy alabilmek için ellerinden geleni ardına koymaz olur, canla-başla çalışma azmiyle dolup taşarlar. Bu azim ve isteklerini de kısa yoldan hedefe ulaştırmak gerekliliği, ‘siyasi’ sıfatına sahip olmanın verdiği bir meziyet olmalı ki hemen hileye başvurma yoluna giderler.