Şiir üzerine

Şiir, seven insanın yüreğinin sesidir. Gönül harmanında yoğrulan duyguların dışa vurmasıdır. Duygunun gönül harmanında yoğrulabilmesi için insanın sevgi dolu olması, birilerini veya bir şeyleri sevmesi gerekir. Sevgiden kaynaklanan duygular, sevgiden dolayı ortaya çıkan düşünceler yansıtılır şiire.

Kendisine sevgi, aşk ve muhabbetle yaklaşılan birçok varlık vardır. Sevilen annedir ve anneye duyulan kutsi sevgi tarif edilir şiirde:

Annenin sevgisi başkaymış meğer
Dünyadaki bütün aşklara değer.
Benimle ağlarsın ağlarsam eğer.
Senin kalbin sütten ak anneciğim.

Sevmemek ne mümkün, kalbimde yerin.
Canımdan da üstün senin değerin.
Kızıp da bakınca manalı, derin;
Bakışın zehirli ok anneciğim.

Sevilen bazen bir tel saçtır ve bir tel saça olan tutkunluk, bir tel saçın sahibine olan hayranlık anlatılır şiirde. Bir tel saçın insan gönlünü bir kördüğüm misali nasıl bağladığı dile getirilir Hayati Vasfi Taşyürek’in Saçların şiirinde dile getirdiği gibi:

Örgüde bir başka, düzde bir başka.
Gizlendiği zaman, nazda bir başka.
Omuzda bir başka, yüzde bir başka.
Kirpik olmuş inmiş yüze saçların.

İpekten, sırmadan tel tel yaratmış.
Telini bir ömre bedel yaratmış.
Sanki Vasfi için özel yaratmış
Dört mevsim bir başka taze saçların.

Şiir, aranana yazılır. Olmayan fakat olması istenen o nazlı hayalin hasretiyle ızdırap çeken divane gönlün haykırışı olur şiir Âşık Garip Bektaş’ın özlemle dolu haykırışı gibi:

Bir güzel isterim yaradan senden.
Benim gibi kalpten vurulmuş olsun.
Esirgeme n’olur cananım benden,
İnsanlık yolunda yorulmuş olsun.

Diliyle söylesin gerçek kelamı.
Gönülden gönüle versin selamı.
Mest eylesin muhabbeti âlemi
Muhabbet balıyla yoğrulmuş olsun

Şiir, insanın hayalindekine ulaşacağına olan inancını anlatır, insanın içindeki bitmez tükenmez hırsın tercümesidir. Bu tercümeyi Necip Fazıl Kısakürek, Hırs şiirinde çok güzel bir şekilde yapmıştır.

Sen kaçan bir yavru geyiksin dağda,
Ben peşine düşmüş bir canavarım,
İstersen dünyayı çağır imdâda,
Yeryüzünde bir sen, bir de ben varım.

Göğsümden havaya kattığım zehir,
Solduracak bir gül gibi ömrünü.
Kaçıp dolaşsan da sen şehir şehir
Bana kalacaksın yine son günü.

Hırsım gibi sonsuz yaşarsan sen de,
Ben ölümle sırdaş olur beklerim.
Hırsıma toprağı rakip etsen de
Mezarında bir taş olur beklerim.

Şair bazen mubah olanı mekruh, mekruh olanı mubah edebilecek nedenler dahi bulabilir şiirinde. Bunu Necmettin Halil Onan, Ömrüne Yan Kuzum şiirinde şöyle ifade eder:

Vah o boş kalbe ki aşkı tatmadı!
Ah o tat, duydukça doyulmayan tat!
Yanmanın lezzeti, acının tadı;
Yerine başkası konulmayan tat!

Ömrüne yan kuzum, bir çift göz için
Canını o korla dağlamadınsa!
Bir güzel yüz için, bir tek söz için,
Bir tutam saç için ağlamadınsa!

Şiir düşüncedir, histir, gönlün ufka açılan penceresidir. Şair de bu pencereden bakan bazen bir çocuk, bazen olgun bir insan, bazense bir ihtiyardır. Şair bazen sonsuz ufuklara kanat açan gökkuşağı renginde bir kelebek, bazen içinde özlemler taşıyan fakat elinden bir şey gelmeyen kanadı kırık bir kuştur.

Dağdan düze itişerek
Kara taşlar şiir yazar
Daldan dala ötüşerek
Güzel kuşlar şiir yazar

Kelebek, böcek, arı
Bakanı, kıralı, çarı
Oluşumun yokla varı
Eğik başlar şiir yazar

Zülfikar Divanî

Şiir, gönlü gönle bağlayan dolambaçlı bir yoldur. Şiirde sevginin yanı sıra hüznün, sitemin, acının, kıskançlığın hatta kin ve nefretin bile anlatılabileceği unutulmamalıdır. Zaten bütün bu hislerin ana nedenlerinden en büyüğü değil midir sevgi.

Şiir, dikkatli bir sahaf gibi yalnızlıklar içinde sevdiğini düşünen insanlara tutunur. Şiir, büyülü bir dildir su gibi suskun ama büyülü; aşkın hayata tutunmuş sesini arar, durur.

Ahenk - Temmuz 1999

Bir Cevap Yaz

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Lütfen bütün alanları doldurun.