Sinan Çetin ve programı

Akşam TGRT’de Sinan Çetin’in hazırladığı bir programdan kısa bir kesit izlemek zorunda kaldım: 20-22 yaşından bir genç kız giyinmiş gelinliğini ve kameraya “Seni seviyorum aşkım, benimle evlenir misin” gibisinden bir safsatalar yığını parçalıyor.

Meğerse damat adayı efendi de arkada bir odada müstakbel gelin adayımızı izliyor.
Bu teklif karşısında duygulanıyor. Daha sonra vs. vs.

Programın harika ve büyük (!) sunucusu Sinan Çetin’den başlayalım isterseniz:
Sinan Amcam bildiğiniz üzre bir yönetmen. Reklam filmleri ağırlıklı olarak bir kaç / çok film de çekti.
Yönetmenliği konusunda herhangi birşey söylemek veya yazmak haddime değil. Çünkü bu konuda herhangi bir akademik bilgiye sahip değilim.
Amma sunuculuğuna gelince şunu çekinmeden söylemek isterim ki tek kelimeyle: BERBAT!

Daha önce de ayrılanları kavuşturmak adına yine aynı cacıklıkta, tempo, doz ve konseptte bir program hazırlamıştı da ev hanımı teyzelerimiz müptelası olmuşlardı bu programın. Hatta o kadar ki; teyzelerimizin günlük dedikodularını dahi işgal etmeye kadar gitmişti.

Sinan Çetin’e bir çift sözüm var: “Behey Sunucu Bozuntusu Yönetmen! Sen git platonda ‘Kamera, ışık, ses!’ deyip film çek. Ne işin var milletin gelinliği ile, evliliği ile, gerdeği / ördeği ile!”

Hadi Sinan Çetin’i bir noktaya kadar anlayabiliriz. Neden?
Çünkü sunucu / sanatçı amcam /teyzemler bu tür programlar vesilesi ile Vergi Dairelerince bile hesaplanamayacak kadar güzel paralar kazanıyorlar.
(Bu ifadeleri seslendirme sanatçısı Itri Koşar’ın bir çok sanatçıyı vergi sıralamasında geride bırakması ve bunun üzerine basına verdiği demece dayanarak söylüyorum)

Benim anlamadığım asıl mesele oraya çıkıp da elalemin soytarısı olan ve bu seramoniyi büyük bir halt etmişler gibi gururla, böbürlenerek icra edenlere.
Aşık olabilirsin, sevebilirsin, evlenecek olabilirsin. Bunlar gayet doğal şeyler.
Ama insanın bu doğal olayları soytarılık yaparak ve bu soytarılığını da normalin üstünde bir meziyetmiş gibi yaparak lanse etmeye çalışması kadar rezilce bir durum daha düşünemiyorum.

Allah beni bu tip insanların arasına katacağına canımı alsın, daha iyi!

Ne demiş Kanuni;
“Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi,
Olmaya cihanda devlet bir nefes sıhhat gibi”

Bir Cevap Yaz

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Lütfen bütün alanları doldurun.