Tuhaf yaratıklarız vesselam!

Türümüzden milyarlarca adet olduğu halde hiçbirinin bir başkası ile (asgari müşterekler hariç) aynı fikirde, yapıda, düşünce ve hareket tarzında olmayışı beni hayrete düşürdüğü kadar korkutmaktadır da. Farklılıklarımızdan ötürü hayrete düşmemin normal karşılanıp korkmamın yadırganabileceği kanısındayım. ‘Bu korkunun sırf sübjektif bir bakışla alakalı olmadığından ötürü anormalliğe gitmeyişidir’ buna vereceğim cevap. Çünkü bunun birden çok nedeni var.

Her ne kadar hakkında fazla yazı yazmak istemesem de direkt olarak hayatımıza etki ettiği için mecburen değinmek zorunda kaldığım siyaseti ve siyasi düşünceler bölümünü sadece yüzeysel olarak irdeleyerek bu nedenleri sıralamak istiyorum:

– Farklılığın insanlığın aleyhine işlediği durumlardan ikisi (ki oldum olası her ikisinden de nefret ederim) şekilcilik ve popülizmdir. Ego tatminliğinden öte hiçbir amacının olduğuna inanmadığım bu durumla hayatımızın her anında karşılaşmamız mümkün. En belirgin emareleri ise atalarımızın “Buluttan nem kapmak, deveyi pire yapmak, öküz altında buzağı aramak” gibi birçok manidar deyimle açıkladıkları fakat hala maziden ve tecrübelerden bir türlü ders çıkarmayı öğrenemediğimizden dolayı bir kulağımızdan girip diğerinden çıktığı abartma gereksizliğidir.

Her gün mutlaka artık hayatımızın ironik bir parçası haline getirilen televizyonda “hayvan hakları, çevre hakları” gibi önem derecesi düşük olduğu halde gündem edilmeye çalışılan üçüncü sınıf öncelikleri empoze etme çabası içince olan zavallılarla muhakkak karşılaşıyoruzdur.

Bunların önemsiz şeyler olduğunu asla iddia etmiyoruz. Fakat bahsettiğim önem sıralamasında yeri oldukça aşağıda kalacak olan maddeler olduğu halde, taraftarlarınca ellerinden gelse birinci öncelikten daha üstte bir yere konulmaya çalışılıyor olmasını da yadırgamıyor değilim. Yani sözüm onlara ve tavırlarına!

Boş ve oldukça gereksiz olduğu halde gözümüzde büyüttüğümüz hatta nerede ise kutsileştirdiğimiz bir çok şeyi bir diğer madde olarak sayabiliriz.

Uğruna cinayetler dahi işlenebilecek kadar fanatizmi edildiğimiz (Aklıselim insanları muaf tutarak tabi) futbolu,

Sevdasıyla haya, namus, ahlak ve daha bir çok kutsal değerlerimizi çiğneyecek kadar ileri gittiğimiz (bir kez daha aklı selim insanları muaf tutuyorum) ünlü (!) hayranlığımızı (Bu olaya kendilerini o kadar inandırdık ki basın toplantısında açıklama yapmaya kadar bile götürdüler işi),

Bir ölüm durumunda, ölüyü ve ölümü düşüneceklerine “Ali ve Veli’nin babaları, Ahmetcan ile Mehmetcan’ın dedeleri, Ayşe ile Fatma’nın enişteleri Rıza Efendi’yi kaybettik, acımızı ölçecek bir alet ve ölçü birimi yoktur” misalinde gazetelere çarşaf çarşaf ilanlar verebilen gösteriş budalalarını,
buna örnek olarak gösterebiliriz.

Bu ilanlarda ilgimi çeken bir diğer durum da “Lütfen çelenk göndermeyin, filan vakfın bilmem kaç numaralı hesabına bağış yapın” şeklinde bir not da düşmeleri. Yani akıllarınca “Çelenk için vereceğiniz parayı hayırlı bir iş için kullanın” mesajı veriyorlar. Behey şaşkın, madem o kadar düşüncelisin sen gazeteye ilan için ödediğin milyarları bağışlasana o vakfa! Ama keser hep kendine yontar!

Bütün bu haklı olarak koyun gütme merakı kazandırılmış budalalar ile onları bu derece yücelten koyunların arasında testere gibi “bir sana, bir bana” diye yaşayabilmek gerçekten çok zor!

Bir Cevap Yaz

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Lütfen bütün alanları doldurun.