Bu ne miting, bu ne banka satışı!

Sahip olduğu güç ve yetkinin ellerinden kayıp gideceğini gören elit azınlığın tertipleyip ekseriyetle duyguları sömürülen halkın ve zoraki direktiflerle üniversite öğrencilerinin kalabalıklaştırdığı sözde Cumhuriyet mitinglerine geçen hafta sonu bir tanesi daha eklendi.

Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD), Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği (ÇYDD) gibi isimlerinin aksi icraatları ile popülerliği yakalamış sivil toplum kuruluşlarınca düzenlenen, tertiplenip örgütlenmesi sağlanan mitinglerin Türkiye’nin çeşitli illerinde yapılanları gerek içerde gerekse dışarıda oldukça yankı bulmuştu.

Geçen hafta sonu yine aynı niyetlerle ve aynı kuruluşlarca fakat Avusturya’nın başkenti Viyana’da yapılan benzer bir mitingden yansıyan görüntüler oldukça dikkatimi çekti. Mitinge yaklaşık olarak 10 bin kişi katılmış. Katılımcılar doğal olarak Viyana’da yaşayan Türkler. Mitingde atılan slogan ise şu: “Ne ABD, ne AB. Tam bağımsız Türkiye”. Yani buradan benim anlayabildiğim şu:

“Biz AB’de yaşar, AB’nin nimetlerinden faydalanırız. Ama sizin bu nimetlerden faydalanmanızı istemeyiz. Bu emelimizi de sizi destekliyormuş gibi yaparak gerçekleştiririz.”

Yoksa AB’ye girmemizi istemeyen kesimin mantıklı gerekçelerinin olması gerekmektedir. Eğer mantıklı gerekçeleri var fakat kendisi bu gerekçelere rağmen gidip orada yaşayabiliyorsa bunun adı çifte standarttır veya göz boyama, kandırmacadır.

Benzeri bir durum da yine geçen hafta içinde yaşandı. Ordu mensuplarınca kurulan OYAK Bank yabancı bir finans kuruluşuna satıldı. Tabi ki gittikçe küreselleşen bir dünyada bu gayet normal bir durumdur. Nasıl ki bir Türk vatandaşı gidip yurtdışından ev, araba, işyeri, banka alabiliyorsa aynı durum tersi için de geçerli olmalı. Yani bir yabancı da gelip buradan aynı şeyleri alabilmeli.

“Buradaki çelişki ne?” diye soracak olursanız hemen açıklayayım. Birkaç yıl önce Erdemir’in özelleştirilmesi esnasında OYAK yönetimi ulusalcı çıkışlar sergilemişti. Yerli kaynakların yabancılara satılmasının milli menfaatlere ters düştüğü gerekçesini ileri sürmüş, tepkisini daha iyi anlatıp ne kadar da vatansever olduğunu gösterebilmek için de kırmızı-beyaz tişörtlere bürünmüştü.

Benim anlamakta zorlandığım nokta ise ne “özelleştirmeye veya yabancılara mal satmak”, ne de buna karşı olmak. Anlayamadığım; özelleştirmeyi birileri yaparken “tu kaka” diyenlerin aynı tu kakalık işlemi kendilerinin göğüslerini gere gere yapmaları.

Yukarıdaki iki örnek olay güzel ülkemde hangi taraf daha ağır basarsa o tarafa binmeye meyilli ikiyüzlü insanların olduğunun en güzel kanıtı. Ve doğal olarak kendime sormadan edemiyorum: “Bu ne miting, bu ne banka satışı!”

Bir Cevap Yaz

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Lütfen bütün alanları doldurun.