Genelkurmay’dan basınımıza askerlik dersleri

Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ’un geçen hafta yaptığı ve medya leşkerlerinin en üst düzeyde (utanmasalar patronaj düzeyinde katılacaklardı) katılım ve ilgi gösterdiği basın toplantısı neresinden bakarsanız bakın hayli ilginçti. Eline alarak basın mensuplarına gösterip özelliklerini sıraladığı LAW silahı ve açıkladığı askeri tabirler ile (pembe teskere, eksik organ gibi gerekçelerle askerlikten muaf gazetecilerimizin cahilliklerini gidermek için yapılmış bir eylem olsa gerek) güzide basınımıza askerlik konusunda epey bilgi verdi.

Toplantının benim gözlemlediğim kadarıyle en ilginç enstantanelerinden biri; İlker Başbuğ’un, ‘yerden silahların fışkırdığını’ söyleyen Mehmet Ali Birand’ı fırçalayıp Birand’a sözünü geri aldırmasıydı.

Kendisi de zamanında suikast planlarının nesnesi olduğu, darbeci odaklarca fişlendiği halde postal hayranlığını terketmemekte ısrar eden büyük (!) enkırmen Mehmet Ali Birand’dan orada, biraz uzun da olsa şu cümleyi kurmasını beklerdim:

“Eğer bir ülkede darbe planlayıcısı bir örgüte ait olduğu iddia edilen bir yerden silah ve mühammat çıkıyorsa, bu mühimmatın içinde 30 cm’lik zırhı 200 metreden tahrip edip delebilecek güçte 15 tane LAW silahı (bu bilgiyi de yine İlker Başbuğ’un kendisi vermiştir), birkaç kişinin el ve ayak parmaklarının tamamıyla bile sayılamayacak kadar muhtelif çeşitlerde bomba (el bombası, hakem bombası, gösteri bombası, sis bombası), muhtelif miktarlarda işaret ve aydınlatma fişekleri, metrelerce infilaklı ve saniyelik fitiller, bubi tuzakları ve patlayıcılar bulunuyorsa; evet ‘yerden silah fışkırıyor’ diyebiliriz.”

Ama tabi bir gazetecinin günümüz Türkiye’sinde, hele hele Genelkurmay Başkanı gibi bir şahsiyete bu şekilde bir cevap verebilmesi pek de mümkün görünmüyor.

Medya leşkerlerimiz patronlarının ağzından çıkan her sözcüğü gazetecilik ilkesi kabul etmeye, yine patronlarının sahip olduğu medya dışı kurum ve kuruluş çıkarlarını medya yoluyla korumaya devam ettikleri müddetçe bu tipteki gazeteciler hep olacak.

İyisi mi biz medyamızın içler acısı halini tasavvur etmeyi, medyamıza Genelkurmay tarafından çekilen ayarları dert etmeyi bir kenara bırakalım da Genç Siviller’in Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ için hazırladığı Mini ÖSS sorularına bir göz atalım. Göz atalım ve bıyık altından gülerek İlker Paşamızın (kendisine paşa denmesini pek hazzetmese de paşa paşadır) hangi şıkları seçeceğini tahmin edelim…

1. Mehmet Akif Ersoy İstiklal Marşı şiirinde ‘şüheda fışkıracak, toprağı sıksan şüheda’ demektedir. Şair bugün yaşasaydı bu dizeyi nasıl kaleme alırdı?

a) Şehitler fışkıracak toprağı sıksan şehitler.
b) Petrol fışkıracak toprağı sıksan petrol.
c) Cephanelik fışkıracak toprağı sıksan cephanelik.
d) Hepsi.
e) Hiçbiri.

2, 3 ve 4 numaralı soruları bu paragrafta anlatılan ana fikre göre cevaplayınız.
“Türkiye’de, 21. yüzyılın 10. senesinde bir 27 Nisan gecesi saat 23.30’da Genelkurmay Başkanlığı internet sitesinde hükümete muhtıra verildi ve seçilmiş hükümet askeri darbe ile tehdit edildi.”

2. Bu tür muhtıralar, Türkiye’nin dışında aşağıdaki hangi ülkelerde olabilir?

a) Pakistan
b) Fiji
c) Mynmar
d) Sudan
e) Hepsi

3. Muhtıranın 21. Yüzyılda verilmiş olması nedeniyle, bu yapılanın hangi yönü yüzyılın gerekleriyle birebir örtüşmektedir?

a) Gece yarısı verilmiş olması.
b) İnternetin kullanılmış olması.
c) Muhtıra için nisanın seçilmiş olması.
d) Muhtıra verilmiş olması.
e) Türkiye’de olması.

4. Aynı tarihlerde, Yunanistan Genelkurmay Başkanlığı sitesinden de benzer bir muhtıra verilmiş olsaydı, muhtırayı verenler bugün hangi konumda olurdu?

a) Emekliliği gelen emekli olur, atanması gereken atanır, genelkurmay başkanı olurdu.
b) Hiç bir şey olmamış gibi ortalıkta dolaşırlardı.
c) Hükümet kendine çeki düzen verirdi.
d) Erken seçime gidilirdi.
e) Emri veren Genelkurmay Başkanından bilgisayarın ‘Enter’ tuşuna basan askere kadar bu emir komuta zincirindeki herkes hapishanede duruşma günlerinin gelmesini bekliyor olurdu.

5. Cephaneyi bol bulup toprağa gömen ülkeler sıralamasında en önde olan aşağıdakilerden hangisidir?

a) Monaco
b) İran
c) Peru
d) Türkiye
e) İtalya

6. 14 Nisan 2009 tarihinde Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ şu açıklamalarda bulunmuştur “Devlet, Cumhuriyetin ilk yıllarında meydana gelen isyanlar nedeniyle alt/ikincil kültürel kimliklerin üst/ortak birincil kimliğin önüne geçmesi ihtimaline karşı elbette bazı tedbirler almıştır. Alınan bu tedbirleri asimilasyon politikası olarak değerlendirmek doğru değildir.”

Bu bilgiler ışığında bu tedbirlere ne ad verilir?

a) Tam anlamıyla asimile politikası değil “ne kadar asimile olduysa” politikası
b) Ülkenin milli birlik ve bütünlüğü için bu tedbirlere ad koymama politikası
c) Alt/ikincil kültürel kimlikler isyan ettiklerinden dolayı bir daha isyan etmelerini engelleme politikası
d) Asimile etmeden (!) etnik bir yapı inşa etme politikası
e) Hepsi

7. I. Akademide emir-komuta zinciri geçerlidir
II. Klasik realizm, liberal teorinin ve yapısalcı akımın üstüdür
III. Eliot Cohen kıdemli uzman bir klasik realist düşünürdür
IV. Samuel Huntington’ın Harvard Üniversitesi’ne tayini çıkmıştır

“Sivil-asker ilişkileri üzerinde oluşan akademik literatürde Samuel HUNTINGTON, Morris JANOWITZ ve Eliot COHEN gibi klasik realist düşünürlerin yanı sıra liberal teori ve yapısalcı akımların da etkisi görülmektedir. Akademik anlamda da, bilim adamları, düşünürler ve bu işin profesyonelleri arasında çeşitli uzlaşmazlık alanları mevcuttur.”

Bu paragrafa göre yukarıdaki önermelerden hangileri söylenebilir?

a) I,II
b) III, IV
c) II, III, VII
d) Tuzak şık
e) Komutanım bilir.

8. “Weberian bürokratik yapılanma ve iş dünyasındaki yönetişim yapılanmalarındaki profesyonellikten farklıdır.”

Bu cümlede geçen “Weberian” ifadesi hangi dildedir ve ne anlama gelmektedir?

a) İngilizcedir ve Weber Fan Club üyeleri demektir.
b) Türkçedir ve Weber’in dostu kalanlar, Weber’e düşman kalmayanlar demektir.
c) Ermenicedir, Weber Erzincanlı Ermeni bir dokuma ustasıdır.
d) Genelkurmaycadır ve herhangi bir anlama gelmemektedir.
e) Rusçadır, yönetişim yapılanmasındaki profesyonellikten farklı demektir.

9. Montesquieu kimdir, devresi ve rütbesi nedir?

a) Aydınlanmacı düşünce sisteminin teorisyenidir, 1 Numaradır.
b) Batı Çalışma Grubu’nun üyesidir.
c) İlker Başbuğ’un değerli silah arkadaşıdır.
d) Fransız ordusundan yüzbaşılıktan emekliye ayrılarak Paris Üniversitesi’nin rektörlüğüne geçmiştir.
d) Kıdemli uzman başçavuştur, erlerin köylerine mektuplarını yazmaktadır.

10. “Demokrasi aslında, halk egemenliği ve halk iradesinin siyasallaşmasıdır. Buna rağmen siyaset bilimi literatüründe demokrasinin ortak bir tanımı olmadığı da bilinmektedir. Bu konuda tartışmalar sürmektedir. Tanımsal zorluğunun yanı sıra demokrasinin sürekli kendisini zamanın ruhuna ve şartlarına uygun olarak yenileyen ve geliştiren bir sistem olduğu da unutulmamalıdır.”

Bu paragraftan aşağıdakilerden hangisi çıkartılamaz?

a) Bazı demokrasi teorisyenlerine göre demokrasiye arada balans ayarı yapmak gerekir.
b) Post-modern darbe darbe sayılamaz, darbeciktir.
c) Demokrasinin ortak tanımı olmadığına göre herkesin demokrasisi kendinedir.
d) En doğru demokrasi tanımına TSK sahiptir.
e) Ordunun görevi demokrasiyi tanımlamaktır.

Bir Cevap Yaz

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Lütfen bütün alanları doldurun.