1 Kasım seçimleri için birkaç tavsiye, birkaç temenni

7 Haziran seçimlerinin sonucunda oluşan tablo sonrasında bir hükümetin kurulamaması nedeniyle 1 Kasımda tekrar seçim sandıklarının yolunu tutacağız. Eğer hükümet, birden çok partinin kuracağı bir koalisyonla teşekkül etseydi şüphesiz ki bu durum, 13 yıllık tek partili hükümetler döneminde akıl baliğ olmuş gençler için ilginç bir tecrübe olacaktı. Olmadı, şanslarına küssünler. Aslında koalisyon hükümetlerine şahit olmuş çoğu kimse, bu durumu latife malzemesi olarak kullanmanın dahi doğru olmadığını söyleyecektir haklı olarak.

Fululcemaat

3-5 ağacın kesilmesini protestodan hükümeti devirme kalkışmasına evrilen ve “Gezi Parkı Olayları” olarak tarihe geçecek süreç, darbe ve darbe teşebbüslerini yargılamak için yürütülen soruşturmaların, görülen davaların iyice ayrıştırdığı kesimlerin saflarını biraz daha sıkılaştırmasına neden oldu. Bu süreç, sadece saf sıkılaştırmakla kalmadı; özellikle liberal ve hatta demokrat bildiğimiz birçok ‘aydın’ın demokratlığının da AK Parti ve hükümet karşıtlığı söz konusu olduğunda pek bir hükmünün olmadığını, “Demokrasi sandıktan ibaret değildir!” noktasına koşar adım varabildiklerini hesapsızca ortaya çıkardı.

Sen ağa, ben ağa; mayınları kim çekecek sağa!

Epey zamandır gündemi meşgul eden ve herkesin ana muhalefet olması ile geri çekilen Suriye sınırındaki mayınların temizlenmesi kanun tasarısı hakkında deyim yerindeyse ağzı olan da olmayan da konuştu. Ve durum öyle bir hal aldı ki, aynen Muhsin Yazıcıoğlu’nun hayatını kaybettiği kazada yaşanan bilgi kirliliğine eşdeğer derecede bir enformasyon kirliliği ile karşılaştık.