Bugün, hayat yolculuğumun 48. durağındayım. Görece uzun diyebileceğim bu yolculuk boyunca geride bıraktıklarım, öğrendiklerim ve hâlâ aradıklarımın hepsi için her şeyin sahibine sonsuz şükrediyorum.
Hayat çoğumuz için bazen yavaş, bazen hızlı, bazen de kendi ritmini dikte edip ayak uydurmaya zorlayacak kadar müşkül bir şekilde ilerliyor.
48, kulağa oldukça büyük bir sayı gibi geliyor. Haliyle içinde çokça anı, emek, kahkaha, gözyaşı ve tecrübe de ihtiva ediyor.
Zamanın bana öğrettiklerine, taşıdığım izlere ve hâlâ içimde filizlenen umutlara bakınca daha iyi anlıyorum ki; her uyanış, her adım, her düşüş, her yeniden ayağa kalkış, her kırılış, her pişmanlık, her teselli, her hüzün, her mutluluk dünden farklı bir ben inşaya giden yola döşenen kaldırım taşlarından ibaret.
Bu taşlarda bazen sessizce bazen gürültüyle yürürken birçok şeyi de bırakıyoruz geride. Önemli olansa geride bıraktıklarımızın mı yoksa bugünlere taşıdıklarımızın mı bize iyi geldiği.
Hasılı; kıyısından, köşesinden veya tam ortasından hayatıma dokunan herkese, bu yolculuğu anlamlı kılan her şeye minnetle…