Günbatımları

Günbatımları

Güneş, ufkun kıyısına yaslanmış bir yolcu gibi ağır ağır çekilirken gerilere; gökyüzü, ayrılığın sancısıyla kıvranan sitemkâr bir tabloya dönüşür günbatımlarında.

Göğün kızıllığı, yanık bir gülün yaprakları gibi dağılır yeryüzünün her bir köşesine.

Turuncular, vedanın acısını gizleyemeyen bir tebessüm gibi titrer bir şairin ruhunun derinliklerinde.

Her ışık huzmesi, sessiz bir veda mektubu bırakır düşerken toprağa “Birazdan yalnızlığın karanlıklarıyla baş başa kalacaksın!” diye fısıldar sanki hicranın kulağına.

İşte o anlarda, en çok kendi yalnızlığını işitir kırık ve matemli kalpler.

Rüzgâr, bir sevgilinin son dokunuşu kadar ürkek ve ince eser akşamın soğuk ürpertisiyle birlikte.

Sessizce yuvalarına çekilen kuşların kanatlarında bile hüznü gizlidir dönmeyecek sevgililerin.

Güneş, her batışında insanın ruhuna hatırlatır;
her kavuşmanın bir ayrılığa gebe olduğunu,
her yazın bir gün gelip zemheriyle tanışacağını,
ve her aydınlığın bir gün mutlaka karanlıkla sınanacağını.

Fotoğraf: Tercan Keskin. Tuzla, İstanbul. 14.09.2016

Bir Yorum Yapın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Lütfen bütün alanları doldurun.