Tuhaf yaratıklarız vesselam!

Türümüzden milyarlarca adet olduğu halde hiçbirinin bir başkası ile (asgari müşterekler hariç) aynı fikirde, yapıda, düşünce ve hareket tarzında olmayışı beni hayrete düşürdüğü kadar korkutmaktadır da. Farklılıklarımızdan ötürü hayrete düşmemin normal karşılanıp korkmamın yadırganabileceği kanısındayım. ‘Bu korkunun sırf sübjektif bir bakışla alakalı olmadığından ötürü anormalliğe gitmeyişidir’ buna vereceğim cevap. Çünkü bunun birden çok nedeni var.

Gülyarim

Bazen kızıp deli deli esince
Rüzgarında üşüyorum Gülyarim
Zaman gelip selamını kesince
Yollarına düşüyorum Gülyarim

Mezarcı

Yarimi toprağa gelin ettiler
İstemem teselli verme mezarcı
Deli gönlüm ona kavuşmak diler
Kötüyüm halimi sorma mezarcı

Yıllara Yazık

Beş para etmeyen sevdan uğruna
Yoluna serdiğim yıllara yazık
Ümidimi ekip elin bağrına
Bahçemden derdiğim yıllara yazık

Seni Aradım

Hasretin ağlattı beni dün gece
Gözümün yaşında seni aradım
Dolaştım sabaha kadar delice
Her köşe başında seni aradım

Öğrencinin beleş yemek isteme hakkı

1995 yılında girdiğim üniversite ortamı, hayatın ne derece farklı merhalelerde yaşandığını, ne kadar çok yaşam biçiminin olduğunu öğrenmemde ilk adım oldu. Aslında durum yaşam biçimlerinin çeşitliliği gibi görünse de insanların farklılıklarının ve bu farklılıkları ne şekilde hayata yansıttıklarının bariz bir göstergesiydi.

Parakolik işlerimiz

Üniversite yıllarında müzik dinleme alışkanlığımız vardı. Her ne yapsak yapalım kulağımızda muhakkak Tahtakale’den harçlıklarımızdan artırdığımız paralarla aldığımız ucuz walkmanlerin kulaklıkları olurdu. Ders çalışırken, yurttaki odamızın ortasına masa koyup pişti oynarken, otobüsle okula veya gezmeye giderken.

İyiler genelde sonuncu olurlar

Uzun zamandır sendika, dernek ve vakıfların (layıkı ile çalışanları tenzih ederek) ne iş yaptıklarını merak edip durmuşumdur. Ve işin açıkçası kendimi ikna edecek pek sağlıklı bir cevap da bulamadım.

Bıraktı

Bir zalim gönlüme girdi
Çöl bıraktı arkasından
Gururumu yere serdi
Yol bıraktı arkasından

Sinan Çetin ve programı

Akşam TGRT’de Sinan Çetin’in hazırladığı bir programdan kısa bir kesit izlemek zorunda kaldım: 20-22 yaşından bir genç kız giyinmiş gelinliğini ve kameraya “Seni seviyorum aşkım, benimle evlenir misin” gibisinden bir safsatalar yığını parçalıyor.