Yalan

İnsan, içine düştüğü müşkül durumlara çoğu zaman kendi kararları ve tercihleri nedeniyle maruz kalır. Fakat ya zekâ seviyesi yeterli gelmediği için bunun farkına varamaz ya da kabullenmesi zor olduğu için inkârı tercih eder. Her iki halde de düştüğü duruma bir sorumlu araması gerektiğinde başvurduğu yegâne yöntem yalandır.

İnsanın yalana sığınmayı bir kaçış yolu olarak tercih etmesinin nedenleri oldukça basittir aslında; söylemesi de kolaydır, sorumluluk almaktan da kurtarır. Veya öyle zannedilir. Oysa günü kurtarmak için söylenen ve kimseye bir zararının olmadığı düşünülen yalanlar, sadece gönülleri yıkmakla kalmaz zamanla hayatları da altüst edecek sonuçlara yol açar.

İnsanlığı kaybetmek
İnsanlığı kaybetmek

İnsanlığı kaybetmek

Görüyorum ki çoğu kimse, kısmen şaka yollu da olsa yaşanan sorunların nedeni olarak 2020 yılını görüyor ve yeni yılla her şeyin daha iyi olacağına kendini inandırmış durumda. Oysa belki gözden kaçırdığımız, belki de işimize gelmediği için sözünü dahi etmek istemediğimiz bir şey var ki o da asıl meselenin insanlığımızı kaybetmemiz olması!

Boykot meseleleri üzerine
Boykot meseleleri üzerine

Boykot meseleleri üzerine

İnsanoğlunun binyıllar boyunca varlığını sürdürebilmesini sağlayan yaşama içgüdüsü, hayatına veya rutinine tehdit oluşturabilecek her türlü eyleme tepki vermek üzerine kurgulanmıştır. Temel amaç; dışarıdan gelen her etkiye herhangi bir şekilde tepki vererek bu etkileri boşa çıkartmak ve var olanı korumaktır.

Bir darbenin düşündürdükleri...
Bir darbenin düşündürdükleri…

Bir darbenin düşündürdükleri…

Türkiye Cumhuriyeti Devleti, kurulduğu günden bu yana karşılaştığı en rezil, en aşağılık, en hain ve belki de en büyük tehdidi, önce Allah’ın inayeti, sonra da aziz milletin feraseti ve cesareti sayesinde kendisi için küçük, düşmanları için büyük kayıplarla atlattı, atlatıyor. On yıllar boyunca karşılaştığı en büyük sıkıntıların neredeyse tamamını, harici düşmanlarından değil de kendi içindeki hainlerden çeken bu aziz millete Allah bundan sonra bu tür badireler yaşatmasın.

"Suriyeli sığınmacıları istemiyoruz"
“Suriyeli sığınmacıları istemiyoruz”

“Suriyeli sığınmacıları istemiyoruz”

Dedeleri Kafkasya’dan, Balkanlar’dan, hatta ve hatta Orta Asya’dan gelmiş, Selanikli Mustafa’ya “Atamız, kurtarıcımız” diyen kerli-ferli kimseler bugün kalkmış savaştan canlarını kurtarmak için ülkelerini terk edip bilmedikleri diyarlara sığınmak zorunda kalan masumları istemediklerini söylüyorlar.

İşgal altında idam sevinci

Kendimi bildim bileli Arap ırkının yaşadığı coğrafyada karışıklıklar ve savaşlar süregelmiştir. Arapların yaşadığı bu topraklarının mazisine baktığınızda bu karışıklığın hiç eksik olmadığını göreceksiniz. Hz. Ali ve Muaviye döneminden başlayıp günümüze kadarki süreci gerekli araştırmaları yaptıktan sonra başka bir yazıda ele almayı düşünüyorum. Şimdilik yakın tarihe dönelim.